Sunday, February 04, 2007

Sobelendim


Geçen yıl bloglar arasındaki "MİM" oyununu zevkle okuyordum .Bu yıl ise ben de bu oyuna dahil oldum .Öyle ki önce Rabia, sonra İpek ,Aslı, Nilay,Bujene ve Yelda Aksu sobelemiş beni. Bilinen nedenden dolayı geciktim ama, arkadaşlarımın beni mazur göreceklerini biliyorum. İnsanın kendisini anlatması zor ,başlayalım bakalım nerelere gideceğiz?

İki erkek çocuk annesiyim. Mesleğim, bankacılık. Fotograftakiler oğullarımın bebeklikleri. Son hallerine izin vermediler . Siyah-beyaz fotograftaki bebek, bizim ilk göz ağrımız, artık aramızda değil. 2. bebek şu anda 22 yaşında, üniversitede, 3. bebek 16 yaşında lisede öğrenci. ( annesi gibi Türk kahvesi seviyor) Birbirlerine ne kadar benziyorlar değil mi? Ama onların anne ve babası da benzer birbirine. Öyle ki, bilmeyenler üniversitede kardeş sanırlarmış bizi .Onları çok seviyor, başarılarıyla gurur duyuyoruz. Her anne-baba gibi. İnşallah ileride onlar sayesinde iki kız evlat sahibi de olacağız.

Yemek merakım çocukluğuma dayanır. İlkokul 4. sınıftaydım sanırım. "Heidi"de dedesinin ona Alp dağlarında peynir kızarttığını okuyunca , ben de yapmak istemiştim .Peynirler yayılmış ,eriyip gitmişti. Burada ögrendiğim sert peynir kullanmak, ya da peyniri kaplamak olmuştu. Peynir maceralarımı hatırlar, güleriz arasıra. Doğal ürünler kullanmaya ,katkı maddeli hiç bir şey almamaya çalışıyorum. Yemeğin kimyası daha çok ilgimi çekiyor. İçindeki maddelerin neler olduğu, ne, niçin konduğu ilgilendiriyor beni...

Çekingen bir yapım var. Bu yüzden "soğu" olarak nitelendirilebilirim. Ama beni tanıdıktan sonra bu düşüncenin değiştiğini düşünüyorum..

Sakin ve sabırlı bir yapım olmasına rağmen ,sinirimi yüzüme yansıtmam hoşuma gitmiyor. Bu durumdan çabuk kurtuluyorum ama..

Soğukkanlı, sakin, mükemmelliyetçi bir yapım var. Üzerime aldığım bir işi en iyi şekilde yapmalıyım. Çok basit bir iş olsa bile. Zaman zaman yoruyor beni ama şikayetçi değilim.

Güvendiğim bir insandan bana karşı bir tavır görürsem hemen uzaklaşıyorum ondan. Dağ dağa küsmüş ,dağın haberi olmamış misali. Affediyor ,ama unutamıyorum.

Kimseye" hayır" diyemem. Ama benden bir şey isteniyorsa ,kendi işim aksasa da onu yerine getirmekten çok mutlu oluyorum.

Duygusalım, gözyaşlarım her an akmaya hazırdır.

Çook titiz bir insan-dım-. Hele çocuklar küçükken. Bu durum ailem için kabustu. Hala hijyene çok dikkat ediyorum ama ,evin dağınıklığı beni rahatsız etmiyor artık.

Çocuklara karşı çok hassasım. Yaşadıklarımdan olsa gerek. Onların üzülmesine ve ağlamasına dayanamıyorum. En sinir olduğum şey , onlar sokakta oynarken ya da yolda annelerinin elinden kurtulup düşerler ya ,canları yanıp ağlarken bir de anneleri vurur onlara .Bu duruma hiç tahammül edemiyorum. Başım ne zaman belaya girecek bilmiyorum..

Öğrenmeyi ve öğretmeyi çok seviyorum. Merak ettiğim bir konuyu öğrenmeden rahat edemiyorum. Bir kaç yıl önce ,okuma yazma bilmeyen yetişkinlere gönüllü olarak okuma yazma öğretmiştim. O insanlardan hayatım boyunca unutmıyacağım"insanlık" dersleri aldım.

Hayal kurmayı seviyorum, ama ayaklarım yere basar. Hayallerim anlık mutluluk verir bana.

Küçücük şeylerden mutlu olurum. Hayatımda hiç büyük isteklerim olmadı. (İyi mi, kötü mü tartışılır ) Kendimi en sevdiğim çiçek olan sardunyayla özdeşleştiririm .Her şarta karşı dayanıklıdır ya.. İstediği azıcık su ve güneştir. Daima dimdiktir. İnsan hem duygusal, hem de güçlü olabilir mi? Oluyor işte...

Oooo, ne kadar uzamış, umarım bunaltmadım .Artık bitireyim. Sobeleyeceğim kimse kalmadı sanırım. Beni bu oyuna dahil eden arkadaşlarıma teşekkür ediyor , herkese sağlıklı ,güzel bir hafta diliyorum.

Labels:

31 Comments:

Blogger Defne said...

Münevverciğim,
sardunya benzetmene bayıldım. Ne kadar da doğru! Oğulların ve eşinle ve de gelecekteki iki kızınla hep mutlu olmanı dilerim, sağlıkla.
Öpüyorum.

11:49 PM  
Blogger Yelda Özyurt said...

Merhaba Munevvercim, seni daha yakindan tanidigima cok mutlu oldum, hatta bu kadar kendime benzedigini okuyunca sasirdim. Karakterimizde o kadar cok ortak nokta varki inanamadim. Sen cok guzel dile getirmissin, yuergine saglik.

12:28 AM  
Blogger *Ra said...

Münevver Ablacığım anlatımın o kadar duru ve akıcı ki. Çok güzel yazmışsın. Oğulların harika ama aranızda olmayan içimi yaktı, gözlerimi yaşarttı. Annelik bu tür duyguları hat safhada yaşamyı öğretiyor insana.
Sardunyaları bilmezdim. Ne kadar güzel bir benzetme olmuş.
Titizlik konusunda kendimden bahsetmek istemiştim ama sonra cümlelerimi kuramadım vazgeçtim. Ben Utkuyu daraltmadan halletmeye çalışıyorum. Benim eltimin hastalık boyutundaki titizliği ve aile içindeki sorunları beni korkutuyor. Gerçi aile kalmadı artık o da ayrı konu.
Ve okuma yazma bilmeyenlere yaptığınız hocalık ne kadar da güzel bir davranış.
Ve son olarak çocuklarını döven annelerden bahsetmişsiniz, annelik bilincinde olmayan çok insan var malesef. O çocuğu doğurmakla bitmiyor iş. Asıl doğduktan sonra başlıyor insanın asıl sorumluluğu. Ben de hamileyken ve çocuğunun yanında sigara içen kişilere dayanamıyorum.
Yorum olayını da post gibi uzatmadan gideyim. Sizi tanımak güzel.
Sesinizi duymak ayrı bir keyif.
Sevgilerimle...

1:00 AM  
Blogger ipek said...

İşte tam beklediğim Münevver..
Yazdıklarınla hayalimdekiler tamı tamına örtüştü.. Bir de araç kullanmadığını ve trafikte çok sıkıldığını düşünüyorum, acaba doğru olabilir mi?
Sevgiler
İpek

1:35 AM  
Blogger Unknown said...

Münevver'ciğim,
Üniversitede oğlun olduğunu okuyunca şaşırdım.
İnan blog'unda çoook daha genç gösteriyorsun:-)) Pınar

2:32 AM  
Blogger munevver said...

Sevgili Defne,evet evimde de rengarenk sakız sardunyalarım var.Onları öyle seyreder düşünürüm.Hiç ihtimam istemezler,nasıl da güzel açarlar diye...Dileklerin için teşekkürler.

Yelda,insanlar hissediyor,ve birbirini buluyor değil mi?Sağol..

Rabia,ben cocukluk ve genç kızlığımda da çocuklara hiç kıyamaxdım.Hasta,engelli çocukları gördüğümde içim parçalanırdı.Kendi çocuğumda hastalık yaşadım.Allahım deniyor galiba...Anne olunca hepten hassaslaşıyor insan,senin de dediğin gibi..
Ben de sizleri tanıdığım için çok mutluyum...

Nereden bildin İpek? Yaklaşık 15 yıldır ehliyetim var ve araba kullanamıyorum...Trafikte boğulacak gibi oluyorum.Yürüyebildiğim kadar yürüyorum bu yüzden...

Pınarcığım,çoğunuzun ablası ya da teyzesi olabilirim..İstersen senin de...

Hepinize teşekkürler,hoşça kalın....

2:47 AM  
Blogger Bocuruk said...

Münevver'ciğim,
Tam tahmin ettiğim gibisin. Harika... Sevgili Defne'nin de dediği gibi eşin, oğulların ve gelecekteki kızlarınla mutlu, huzurlu, sağlıklı uzun bir ömür sür inşaallah...

3:10 AM  
Blogger tata said...

Ben daha önce de demistim galiba, senden harika bir komsu olur!
"Hep böyle kal, hep cana yakin".
Sevgiler

4:16 AM  
Blogger nilay said...

Sevgili Münevver ;
seni daha yakından tanımak güzel oldu :) bu oyunun bizleri biraz sanallıktan uzaklaşıp ortak noktalarımız ve paylaşımlarımızla birbirimize daha yakın hissetmemizi sağladığını düşünüyorum...En ortak noktamız sardunyalar canım ;)

sevgiler

5:23 AM  
Blogger Behiye said...

Münevver ablacım, sizinle aynı mesleği yapmışız, acaba karşılaştık mı hiç:)Ama çay hayalimiz var değil mi hala bir kenarda?Öpüyorum.

7:49 AM  
Anonymous Anonymous said...

Münevver kendini ne güzel anlatmışsın.Okurken çok büyük bir sıcaklık hissettim.Sevgiler

8:14 AM  
Blogger munevver said...

Sağol bocuruk,Allah hepimizin yavrularını korusun...Onların güzel günlerini göstersin..

Evet Tata,ben de ne güzel olur komşu olmamız demiştim.Behiyeyle kar yağarken,pencere önünde kurabiyeler eşliğinde çay hayalimiz var.Seni de davet ediyoruz...

Nilay,sardunyaları sana yazmıştım değil mi?Aynı düşünceyi paylaşıyorduk..Havalar ısınsın,sana onların renklerini yazarım.

Behiyeciğim.Dün bir ara burada lapa lapa kar yağdı.Senin kurabiyelerin eşliğinde,pencere önünde çay içtiğimizi hayal ettim yine,Bu kez Tatayı da davet ettim..Ben de öpüyorum..

Güzin hoş geldiniz...Sanıyorum,ilk ziyaretiniz,yine beklerim.Benden de sevgiler..

Hepinize teşekkürler,hoşça kalın...

9:32 PM  
Blogger butterfly said...

Münevverciğim,
Oyuna davetimi kabul edip yazdığın güzel yazın için çok teşekkür ediyorum.
Güzel kişiliğinin, hassas yüreğinin ayrıntılarını bizimle paylaşmışsın. Senin gibi açık yürekli, dost canlısı, içten bir insanı tanımaktan çok mutluyum.
Sana tüm ailenle mutlu, huzurlu, sağlıklı bir ömür diliyorum canım.
Sevgiyle kal..
aslı

1:47 AM  
Anonymous Anonymous said...

Sevgili Münevver'ciğim,
Çok güzel bir şekilde kendini anlatmışsın.Seni yakından olmasada burdan tanımaktan duyduğum mutluluğumu kelimelerle ifade etmem imkansız.
Aranızda olmayan meleğinizin mekanı cennet olsun,çoktaan olmuştur bile..
Diğer çocuklarına Allah hayırlı ömürler ve eşler nasip etsin..Sana da hayırlı kız evlatları tabiiki.)
Kendini Sardunyalara benzetmen ise ayrı bir güzellik kattı yazılarına..Ne kadar güzel gönüllü ve sabırlı olduğun anlaşılıyor canım.
Tekrar yüreciğine sağlık canım,iyi ki varsın..Sevgilerimi gönderiyorum..

damak tadı/Gül

3:10 AM  
Blogger nilay said...

Münevver'cim ;
renklerini yazmak yetmeeez...havalar ısınsın ,sardunyalar çiçek açsınlar şöyle rengarenk :) fotoğraflarını istiyorum arkadaşım...

sevgiler

12:44 PM  
Blogger munevver said...

Sevgili Aslı,ben de sizleri tanımaktan çok mutluyum.Bu ortamda,böyle dostluklar da kurulabiliyormuş.Teşekkür ederim sana...

Gülcüğüm,sağolasın.Çok meşgul olduğunu,kaç parçaya bölünüdüğünü biliyorum.Bu arada bir de bana destek oldun.Öpüyorum...

Evet ya Nilay,Böyle bir imkanımız var.Onu unutmuşum.Üstleri örtülü,arasıra bakıyorum onlara.Hareketlenmeler başlamış.Mayıs ayı gelsin,resimlerini çekerim...

Hepiniz,sevgiyle,hoşça kalın...

11:47 PM  
Blogger Unknown said...

Seve seve:-)

5:32 AM  
Blogger umran said...

munevvercigim,
ne guzel anlatmissin kendini.
sevgiler.

8:29 PM  
Blogger LaMa said...

teyzecim
Sanirim "sinirimi yüzüme yansıtma" huyum size cekmis. Degismek istiyorsak degisiriz degil mi?
Ici ofke ile dolup etrafa memnun gulucukler atmak da bazen ikiyuzluluk gibi geliyor aslinda. Ortayi bulmak,dengeli olmak en iyisi degil mi:)
Sevgiler

9:44 PM  
Blogger munevver said...

Pınarcığım,tamam,ben de seve seve kabul ettim..

Ümrancığım,sağol..Birbirimizi daha yakından tanımak için iyi oldu bu oyun..

Lamacığım,aynen öyle...Kendimize de zarar veririz yoksa..Orta yol en güzeli...

Hepinize güzel günler....

10:13 PM  
Blogger bujene said...

çocuklara karşı hassasiyet konusuna katılıyorum. yolda düştüğü için bi de annesinden dayak yiyen çocuklara çok üzülüyorum, çok sinirleniyorum o tip ebeveynlere de :( Allah akıl fikir versin hepsine.

bir de çekingenlik konusunda aynıyız :) ben de ilk girdiğim ortamda çekingen olurum o yüzden soğuk gelebilirim ama sonra alışınca fikirler değişir ;)

seni tanıdığıma çok memnun oldum münevver abla (bu arada size abla diyebilir miyim, :) )
ailenle mutlu günler dilerim, sevgiler...

1:19 AM  
Blogger munevver said...

Elbette,Bujeneciğim...Ben de sizleri tanımaktan çok mutluyum.Sevgiyle,hoşça kal..

6:48 AM  
Blogger Hanife said...

Munevver'cigim,
Diye hitap ediyordum, iki koca delikanli annesine abla demek gerekiyor:)
Cok hos anlatmissin, gulumseyerek okudum yazini..
Insallah tum dileklerin gerceklesir, ogullarin ve gelecek iki kizinla, esinle mutlu ve saglikli bir hayat dilerim..

2:22 PM  
Blogger Tuba said...

Munevver'cigim nedense kendinle ilgili yazdiklarin beni hic sasirtmadi. Seni aynen boyle tahmin ediyordum ve seni tanidigima cok memnunum. Umarim bu dunyada cekecegin acilar bitmistir artik. sevgilerle,

9:05 PM  
Blogger munevver said...

Hanifeciğim,dileklerin için teşekkür ederim.Evet Pınara da yazdım,pek çoğunuzun teyzesi,ablası olabilirim.

Tubacığım,hepimiz bu dünyada sınavdan geçiriliyoruz,biliyorsun.Umarım bu sınavları başarıyla vermişizdir..Ben de sizleri tanıdığım için çok mutluyum...

Hanife ve Tuba,ikinize de sevgilerimi gönderiyor,güzel günler diliyorum...

10:03 PM  
Blogger Ferhanca said...

merhabalar , Resimlere ilk baktım yazıyıyı okuyunca anladım hepside kardeş ..yazı okuyunca ilk gözüm karardı .. Allah ömür versin oğluşlarına , çocuklarımıza..
Sizde ,bizim bir aile dostumuz gibi kardeş ailesiniz onlarda anne, baba birbirlerine benzerler ünıver kardeşmisiniz derlermiş ,çocularda onlara benziyor dördüde gözlüklü ..çok şirin aile ..
sevgiyle kalın ..sevgiler..Ferhan

7:55 AM  
Blogger munevver said...

Sevgili Ferhan,hepimizin çocuklarını bağışlasın Allah.Onların hep iyi günlerini görelim.Teşekkür ederim yorumun için.Hoşça kal...

9:54 PM  
Anonymous Anonymous said...

Merhaba
Ben de sizin gibi bankacıyım. Mayıs 2006 da evlendim ve yemek yapmaya da o zaman başladım. Ev sorumluluğu ve bankacılık birarada bayağı yoruyor doğrusu. Yemek yaparak dinlenmeye çalışıyorum. Yaptığım yemekleri blogumda yayımlamak ve başkalarıyla paylaşıyor olmak da beni motive ediyor.
Ne güzel siz bu zor meslekle birlikte çok güzel evlatlar yetiştirmişsiniz. Ben henüz çoçuğa cesaret edemiyorum ama bir gün o cesareti bulmayı umut ediyorum.
Bu arada blogumun adresi: www.cekirdeksizuzum.blogspot.com
Sevgiler

6:02 AM  
Blogger munevver said...

Cekirdeksizüzüm merhaba! Meslekdaşız demek ki..Bankacılık zor bir meslek.Şu anda nasıl bilmiyorum pek,mesai saati mefhumu yoktu ben çalışırken.Epey sıkıntı çektim.En çok da çocuklar küçükken onları doktora götüremediğim için üzülürdüm.Baba,anneanne,teyze götürürdü hep.Şimdi rahatım artık.Memnun oldum ziyaretinizden.Hoşça kalın...

7:14 AM  
Blogger cekirdeksizuzum said...

Ne yazık ki halen aynı şekilde devam ediyor mesai saatleri. ben genel müdürlük biriminde çalıştığım için biraz daha şanslıyım, biz de daha az oluyor mesaiye kalma. Sanırım emekli olmuşsunuz. Darısı başımıza...

11:35 PM  
Blogger munevver said...

Ben daha çok şubede çalıştım.En son çalıştığım yer genel müdürlüktü.Darısı sizin başınıza Çekirdeksizüzüm.
Sevgiyle,

11:42 PM  

Post a Comment

<< Home