Makaronlar, Renkler ve Son Yazı

Günlük yazmaya başlamadan önce makaronların varlığından haberdardım. Rengarenk, hem ulaşılmaz, hem de çok yakın ve sevimli geliyordu bana. Türkiyede bu şeker şeyleri ilk kez yapan, bu uğurda epey emek ve malzeme harcayan Nathalie Stoyanof' tan yapılış öyküsünü dinlemiş, çok merak ediyordum. Sevgili Zinnur, 2005 yılının Kasım ayında yapmış, bize yaşadığı tecrübeleri adım adım anlatmıştı. Bu şeker şeyleri ben de deneyebilirdim artık. Nitekim bir cesaretle deneyip, becerebilmiştim de.
Günlük yazmaya 2006 yılının Mayıs ayında başladım. Bir çok yabancı ve Türk yemek günlüklerini de takip eder oldum. Yabancı günlüklerde ve Zinnur'dan sonra Türk günlüklerde gördüğüm rengarenk makaronları ben de beğeniyordum elbette. Şeker gibi, güneş gibi, pırıl pırıl gökyüzü gibi, hatta ve hatta kömür gibi...
Kendi yaptığım makaronların ise hep ayni renkler olduğunu farkettim. Tıpkı yaşamımın diğer renkleri gibi. Yeşiller, kahveler, bejler... Sevdiğim renkler toprak renkleriydi. Farkında olmadan, bu renkleri yemeklerime de yansıtmıştım. Sade, doğal, iddiasız.....
Ben sevdiğim bu renklerden hiç vazgeçmeyeceğim.
Ama, vazgeçtiğim başka renkler var: Ben bu rengarenk, ışıltılı dünyadan vazgeçiyorum.
Başlangıçtan, bitirişe kadar benden desteğini, arkadaşlığını esirgemeyen sevgili Zinnur başta olmak üzere, özelden de görüştüğüm arkadaşlarıma, kardeşlerime, diğer günlük yazarlarına ve Nane Limon okuyucularına çok çok teşekkür ediyorum.
Ben "Nane Limon'u" çok sevmiştim.
Lütfen, nedenini sormayın. Benden renkli makaronlar yapmamı istemeyin. Ben, kendi, küçük çevremde sade makaronlar yapmakta kararlıyım. Fırsat buldukça sizleri takip etmeye çalışacağım.
Sofranızdan bereket eksik olmasın. Herkese sağlıklı günler.
Hoşça kalın.























